Neden Vicdanı Yüksek Çocuklar Yetiştirmeliyiz?

Vicdanı; her insanın doğuştan getirdiğini düşündüğümüz iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayıran iç sesin ayracı, düşünce ve davranışlarımızın muhasebe yeri olarak görebiliriz. Doğuştan içimizde var olduğuna inansak da, gelişimi, sosyal öğrenmeyle belirlendiği için kimisinde zamanla körelebilir hatta yokmuş gibi varsayılabilir. Vicdan yoksunu, vicdansız, merhametsiz diye nitelendirilen insanlarda olabilir toplumda…

Vicdan ailede gelişen bir olgudur

Var olan vicdan yok olur mu bilinmez ama vicdan bireyi insani vasıflara yönlendiren yanılmaz tek yargıçtır. Kişinin içinde kurduğu hak terazisidir. Beynin sağ tarafıdır aslında. İyiye ve doğruya yönelik somut seçimler yapmamıza yardımcı olur. Bu da toplumda, yazılı kuralların bittiği yerde ahlak kurallarını şekillendirerek insanların birbiriyle uyumunu destekler.

Vicdan; ahlakın fitili olarak insanın gerçekleştirmek üzere olduğu somut bir davranışın, ahlaksal niteliğinin tastik olunduğu yerdir. İnsanın en gizli ve en mahrem yeridir aslında, yapılan her hareketin iç tanığıdır.

Vicdan insani yandır, değişken göreceli ya da yorumsal değildir. Vicdani yasalar evrensel ahlak esaslarıyla örtüşür. İyi bir vicdan, daha iyi, daha güzel ve daha doğru arayışını arttırır. Vicdani sorgulamanın yapılarak yani davranışların iyiliği ve kötülüğü terazide tartılarak buna iyiye dönük kararların alınması insanda bir iç huzura ve ferahlığa neden olur.

Vicdan çocukluk döneminde gelişmeye başlar ve küçük yaşlardan itibaren iç sorumluluk bilinciyle kazandırılır. Gelişimi, çocuklarda çeşitli davranışlarda kendisini hissettirir. Yetişkinler, çocukların doğruları içselleştirmesi için yanlışlar ve hatalar üzerinde empatik konuşmalar yaparak benlik gelişimlerini desteklemeleri gerekir. Çünkü ahlak gelişimi doğruları benimseyerek içselleştirmek demektir.

Vicdan, merhamet ve ahlak kavramları, hakkında çok konuşulup, çok sorgulanarak fikir üretilse de gerçekte üzerinde çokta düşünülen ve gelişim basamaklarında çokta önemsenen bir durum değildir. Nasıl geliştiği ya da nasıl geliştirilebileceği konusuna dikkat edilmez. Pek çok yetişkin tarafından kendiliğinden geliştiği düşünülerek duygusal gelişim basamağı görmezden gelinir.

Eğitim alanında da tam anlaşılabilen ve kazanımlara dönük çocukların duygu yönünü esas alan davranışların çalışıldığı söylenemez. Her konuda olduğu gibi vicdanlı bireyler yetiştirmekte önce ailenin, sonra toplumun ortak görevidir. Vicdan biçimlendirme işi öncelikle ailede başlar. Ebeveyn okul ve toplum vicdan ve ahlak gelişiminin doğru şekillenmesine yardımcı olur.

Çocuklara vicdan duygusunu harekete geçirecek sorgulatmalar yaptırılmalı

Öğretimsel amaçlarda sağ beyine yönelik aktiflik sağlanarak, vicdan duygusunu harekete geçirecek sorgulamalar yaptırmak gerekir. Çocuğun davranışlarında olumsuzluklara yönelik erken farkındalık çok önemlidir. Ailesine yakın çevresine ve hatta eşyalarına karşı sergilediği tutum gözlenmelidir. Acımasızlık ve empati eksikliğine yönelik davranışları dikkate alınmalı; yakın çevresiyle ilişkilerine, kendine yönelik karar alma tutumlarına bakılarak şefkat ve merhamet termometresi kontrol edilmelidir.

Bireyin vicdan algısı ne kadar gelişmişse doğruluk, dürüstlük, merhamet, şefkat, sevgi ve affetmeyle ilgili pek çok erdemli davranışları da yoğunluk gösterir. Merhamet vicdanın ürünüdür. Şefkat ise merhamet ve sevginin paydasıdır. İyi biçimlendirilmiş bir vicdan adil bir vicdandır ve insani değer yargılarının davranışa dönüşmüş halidir.

İhtiyacı olan ilgi- sevgi -saygı –kabul- güven gibi duyguların yeterli derecede karşılandığı aile ortamında, çocukların duygusal gelişimi olumlu yönde desteklendiği için vicdan da doğru yönde gelişir. Sağlıklı bir duygusal gelişim gösteren çocukların vicdani duyguları da iyi gelişecektir.

Günümüzün yaşanılan problemlerin pek çoğu vizdan yoksunluğuyla ilişkili

Şu an günümüzde yaşanan bireysel ve toplumsal pek çok problemin nedeni sorgusunu yitirmiş vicdan yoksunluğundur. Vicdan duygusu yeterli düzeyde gelişmezse onun sesini bastıracak türlü kılıflar bulur insan. Yani bir mazereti vardır vicdanın-i muhasebede nefsi ağır bastıracak. Vicdanını susturan insanlar bir süre sonra onu duymamaya başladıkları için merhamet duyumlarıyla birlikte empati duygularını da yitirerek istenmeyen pek çok davranışı gösterirler.

Vicdani yönü gelişmemiş bireyler hangi makam ve mevkiye gelirle gelsinler toplum için zarardır. “Nasıl olur” diye hayretler içinde kaldığımız pek çok suça yönelik davranışının altında da vicdani körelme vardır.

Vicdanın sesini duymak için akıl ile sorgulama yapmak gerekir. Joseph Butler, vicdanı; tüm güdülerin üzerinde mutlak bir otorite olarak görerek “vicdan yüreğin olaylara yönelmiş algısıdır” der. Psikolojide süper ego yani üst benlik kavramı vicdan duygusuyla örtüşmektedir. Vicdanın sesini dinlemek davranışın sorumluluğunu üzerimize almayı sağlayarak duygu-düşünce ve davranışlarımızı firenler.

Sonuç olarak toplumdaki bütün vicdansızlık örneklerine rağmen bu duygunun olumlu yönde gelişimi desteklenmelidir. Toplumun ihtiyacı olan duygusal gelişimini tamamlamış merhametli insanlardır. Vicdanlı ve ahlaklı bireyler yetiştirmeyi bütün bilgilerden öte evrensel bir idealle temel almak gerekir. Gelecek nesillerin bu konuda duyarlılık geliştirmiş toplum tarafından yetiştirileceği asla unutulmamadan yaşam boyu sürdürülmesi hedeflenmelidir.

Yazar: Rehber Öğretmen Nermin ELMAS

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir